Kontrol Listesi : Yatırım Yapmadan Önce Neler Sormalısınız?

Kontrol Listesi : Yatırım Yapmadan Önce Neler Sormalısınız?

Son zamanlarda özellikle de , sosyal ağların daha fazla görünürlük yaratması sayesinde, yatırım dünyasına yeni başlayan insanlarda bir hayli artış var. Hem de tüm dünyada. Bu konuda yine bu ağlar ve bloglar aracılığıyla çok kaliteli kişiler var. Benim takip ettiklerimi blogroll sayfasından da görebilirsiniz. Ben de bu blog ve twitter’ım sayesinde insanlar ile konuşma ve onlara elimden geldiğince yararlı olma fırsatı yakaladığım için mutluyum. Bu süreçte de en bana en çok sorulan sorulardan biri de şu idi: Bir şirkete yatırım yapmadan önce hangi sorular sorulmalı ve cevapları aranmalı?

Bu yazımda, bu yolda adım atan herkes için bir başlangıç ​​noktası olarak hizmet edebileceği niyetiyle bazı materyalleri paylaşmak istiyorum. Çünkü bütün yatırım yaklaşımlarında olduğu gibi, herkesin kendi mevcut durumuna ve belirlediği kriterlerine göre bir tespitte bulunması ve bu doğrultuda yatırım yapması gerektiğini düşünüyorum. Veya tam tersi yatırımından vazgeçmesi.

Philip A. Fisher’ın Sıradan Hisseler ve Sıradaşı Karlar  adlı mükemmel kitabından öğrenmeniz gereken bir dizi önemli soru ve noktayı size sunmak istiyorum. Bu kitabı okuduktan sonra, şimdiye kadar yaptığım şeyin, Fisher’ın önerdiği çalışma noktalarının kapsamlı olması nedeniyle bir şirketi analiz etmenin gerçekten zor olarak adlandırılabileceğini hissettim. Şahsen, bazı noktaların halledilebilir olabileceğini ve yapılan analizin kabul etmeye uygun olabileceğini düşünüyorum. Ancak bunun değerlendirmesini ve kriterleri yine kendi süzgecinizden geçirmeniz için sizlere bırakmanın doğru olduğunu düşünüyorum.

Philip Fisher Kontrol Listesi

  1. Şirket, satışlarda en az birkaç yıl önemli bir artış sağlamak için yeterli ticari potansiyele sahip ürün veya hizmetler sunuyor mu?
  2. Yönetim, halihazırda cazip olan ürün gruplarının büyüme potansiyellerinden büyük ölçüde yararlandığında satış potansiyelini daha da artıracak ürünler veya süreçler geliştirmeye devam etmeye kararlı mı?
  3. Şirketin araştırma ve geliştirme çabaları büyüklüğüne göre ne kadar etkilidir?
  4. Şirketin ortalamanın üzerinde bir satış organizasyonu var mı?
  5. Şirketin üzerinde düşünmeye değer bir kâr marjı var mı?
  6. Şirket kâr marjlarını korumak veya artırmak için ne yapıyor?
  7. Şirketin optimal personeli ve mükemmel çalışma(iş süreci) ilişkileri var mı?
  8. Şirket yöneticilerinin birbirleriyle mükemmel ilişkileri(uyum) var mı?
  9. Şirket yeterli yönetim kapasitesine sahip mi?
  10. Şirketin maliyet analizi ve muhasebe kontrollerinin kalitesi nedir?
  11. İşletmenin, bir şekilde belirli bir sektöre özgü, yatırımcıya şirketin rakipleri ile ilgili olarak ne kadar istisnai olabileceğine dair ipuçları verebilecek başka yönleri var mı?
  12. Şirketin faydaları hakkında kısa veya uzun vadeli bir tahmini var mı?
  13. Öngörülebilir gelecek için, şirketin büyümesi, mevcut hissedarların bu beklenen büyüme için elde ettikleri faydanın iptali için ödenmemiş en fazla hisse için yeterli sermaye finansmanı gerektirecek mi?
  14. Yönetim, işler iyi giderken işleri hakkında özgürce konuşuyor, ancak sorunlar ve hayal kırıklıkları ortaya çıktığında kapanıyor mu?
  15. Şirketin tartışılmaz bütünlüğü olan bir yönetim ekibi var mı?

Tüm bu sorular zor geldi sanırım size. Bunların hepsini bilme imkanımız yok ama dediğnizi duyar gibiyim. Belki sizin yok ama kaliteli fonların bunların hepsini yaptığını bilmeniz gerekir. Ama burada anahtar kelime, kaliteli fonlar.

Aşağıda finansal analiz, yönetim ile görüşmeler ve sektörle ilgili bilgilendirilmiş kişilerle görüşmeler yaparken kriterlerimi karşılaması gereken şirketlerde aradığım koruma özelliklerinden bazılarını sunmak istiyorum.

Şirketleri Değerlendirme Aşamasında İşlevsel Temelli Kriterler

1. Şirket, rekabete kıyasla ürün veya hizmetlerinin en düşük maliyetli üreticilerinden biri olmalı ve olmaya devam edeceği perspektifini sunmalıdır.
Burada hedeflenen bu durumda aslında rakiplerine göre nispeten düşük bir başa-baş noktasına sahip olması durumudur. Bu özellik şirketin zayıf piyasa koşullarında hayatta kalmasına ve içindeki en kırılgan rakiplerinin piyasa koşullarından dolayı süründüğü dönemlerde fiyat ve pozisyondaki konumunu güçlendirmesine izin verecektir.

Eğer düşük maliyetli bir başabaş noktasına sahip olmasa da bu imajı çiziyorsa; örneğin kar marjı seyri; ortalama kar marjından daha yüksek ilerliyorsa(kar marjı önceki senelere göre giderek artıyorsa demek istiyorum), zor zamanlarda belki büyük ölçekli bir varlık satışı yapmadan daha küçük nakit yaratımları ile zor zamanları atlatabilir. Veya sabit gider yoluyla finansmana(şirket tahvil çıkarımı gibi) finansalların sürdürülebilmesi açısından aşırı bağımlılık duymadan büyümesini ve marjlarını artırarak pazar payını ve karını artırma adımlarını atabilir. Böylece şirket üzerinde diğer rakiplerine göre finansal olarak o kadar baskı yaşamadan büyümesini sürdürebilir ve karları ile kendine fon yaratım süreci kartopu etkisiyle kolaylaşabilir.

2. Bir şirket, müşterilerinin ihtiyaç ve menfaatlerindeki değişiklikleri hızlıca tanıyacak ve bunlara tepki verecek kadar tüketici odaklı olmalıdır. Bu şirketin çimento üreticisi veya parekende sektörüne mal üretiyor olması hiç fark etmez. “müşteri her zaman haklıdır” prensibine göre iş yapan bu şirketler özellikle eskimiş veya kullanılmayan hatları/süreçleri telafi etmekten(içsel ar-ge) daha fazla bir dizi yeni ürünün(dışsal ar-ge) üretilmesine yol açacaktır. Bu da yeni katma değerli ürünlerin(burada ürün ne olursa olsun ister çimento ister petrol ister çubuk kraker) satılarak kar marjı artırımına yol açması kolaylaşır. Birkaç yılda bir kendini revize edip yeni ürünler çıkarma gayretindeki şirketler bu kıstasa girebilir.

3. Etkili pazarlama sadece müşterilerin ne istediğini anlamayı değil, aynı zamanda onlarla nasıl konuşacaklarını (reklam, satış veya diğer yollarla) anladıkları şekilde bilmeyi gerektirir(Burada müşteri doğrudan şahıslar değil başka şirketler olsa da durum böyledir/ ancak bizdeki gibi koca petrol şirketinin futbol takımına sponsor olmasından bahsetmiyorum). Pazarlama konusunda biraz detaylı bilgiye sahip olan kişilerin anlayabileceği şekilde bu harcamaların maliyet / etkinlik oranının yakından izlenmesi ve sürekli ilerlemesinin beklenmesi gerekmektedir.Bunun kontrolü sizin 10 veya 20 kişilik aile veya arkadaş çevrenizdeki algı kontrolü ile bile yeterli olabilir(burada önemli olan yatırım yapmadan önce  sizin ilk konuyu soruşunuzdaki tarafsızlığınızdır, yönlendirme yapmamanız gerekiyor yani).

4. Günümüzün teknik olmayan firmalar bile(örnek vermek doğru olmaz hayal gücünüzü kullanın)  yeni ve daha iyi ürünler üretmek ve daha etkili şekillerde hizmet sunmak için titiz ve iyi hedeflenmiş araştırma yeteneklerine ihtiyaç duymaktadır. Ancak bu araştırmanın etkililiğinde büyük farklılıklar vardır. Genel olarak işlevsel açıdan daha etkili araştırmanın iki önemli unsuru vardıur. Pazar / fayda ilişkisi ve etkin çalışan ekiplerin gerekli yeteneklerinin bir araya getirilme becerisidir. Ne demek istiyorum; ilk madde için üst maddede aslında kısmen bahsettiğim konu. İkinci madde için ise çok basitçe şunu söyleyebilirim; şirket olarak harikalar yaratacak bir mühendis ekibiniz var. Maaşlarını da veriyorsunuz. Ama bu ekibi yönetmesi için lise mezunu bir adamı veya konuyla tamamen alakalı/alakasız yönetme kabiliyeti olmaya birini koydunuz. Bir şeyler üretilebilir mi? Tabiki evet.(saflaşmayın tabiki üretilir, belki daha düşük kalitede ama üretilir), ama bir süre sonra bu ekip daha iyi fırsatları gördükçe kaçacaktır. Belki son yıllarda ülkemiz şirketlerinde yer alan münevverlerin(bu kelimeyi çok severim) yurt dışına giderek oralarda çalışma taraftarı olan kişiler de böyle değerlendirilebilir. 
5. Güçlü bir finansal ekibe sahip bir şirketin üç temel avantajı vardır:

a. Maliyetler hakkında iyi bilgi, yönetimin enerjilerini fayda sağlama potansiyeli en yüksek olan ürünlere yönlendirmesini sağlar.
b. Maliyet sistemi, operasyonun alt bölümlerinde bile üretim, pazarlama ve araştırma maliyetlerinin yetersiz olduğu noktalara işaret eder.
c. Sabit ve çalışan sermaye yatırımlarının sıkı kontrolü ile sermaye tasarrufu sağlar.

Tüm bu avantaj da şirket karlılığına zamanla olumlu yansır. Bunu nasıl anlarsınız. CFO’nun kariyer geçmişine, önceki yıllarda yayınlanan faaliyet raporları hedeflerine, ne kadarının tutturulduğuna. Eğer ortada bir palavra varsa zaten hemen kendini belli eder. Siz de ona göre bu maddeye karar verirsiniz.

6. Şirketin ilan ettiği veya gücünü kullanabileceğini belirttiği bir kriz senaryosu planı(hedge işlemleri gibi) ile şirketin kar marjı planına olumsuz sürprizleri en aza indirmek için kullanılabileceği gibi aynı zamanda yatırımcılar için de bir erken uyarı sistemi sağlar. Bunları yapan ve ilan eden şirketler yatırımcılarını önemsediğini gösterir ve gerçekten de değerlidir. Yatırım yapmadan önce bunu göz önünde bulundurmanızı tavsiye ederim.

Şirketleri Değerlendirme Aşamasında İnsan Temelli Kriterler

1. Daha başarılı olabilmek için, şirketin varlıklarını artırmak için gerekli ivme, özgün fikirler ve bilgileri birleştiren kararlı bir girişimcilik kapasitesine sahip bir lidere ihtiyacı vardır. Bu rol genelde günümüzde CEO’lar üzerindedir. Bu etkinin gücünü şuan popüler olan şirketler ve Ceo’ları ile görmek son derece mümkün diye düşünüyorum. (Tesla-Elon Musk/Steve Jobs-Apple veya tersi bir örnek en azından vefatından sonrası için Sakıp Sabancı-Sahol)

2. Örgütün büyümesine odaklanan bir üst düzey yönetici kendini son derece yetkin bir ekiple kuşatmalı ve şirketin faaliyetlerini yönetme konusunda üyelerine önemli yetki vermelidir. Gücü paylaşma özelliği olmalı yani. İşlevsel olmayan güç mücadelelerinden ayrı olarak ekip çalışması kritik bir faktördür. Bu nedenle bir CEO değişimi sonrasında eğer dışarıdan gelen biriyse kendi ekibi ile gelmesi genelde olumludur, içeriden gelen yeni CEO genelde eski güç mücadeleleri ile mücadele etmesi durumu da olasıdır. (Osmanlı Bankasından Garanti Bankasına geçiş) Yine de tersi örnekler de mevcut. Yatırım yapmadan önce iyi takip edilmesi gereken bir süreç.

3. Yetkili yöneticileri alt kademelerden çekmek ve daha büyük sorumluluklar üstlenmeleri için onları eğitmek için özen gösterilmelidir. Ardıllık, yetenek havuzunun kendisinden mümkün olan her yerde devam etmelidir. CEO’yu dışarıda işe alma ihtiyacı özellikle tehlikeli bir semptomdur. Böyle bir hareketin sonucunda bir ekip ile gelmesi(aynı bir futbol teknik direktörü gibi) çok daha mantıklı olacaktır.

4. Girişimcilik tüm organizasyona nüfuz etmelidir. Bu hem yeni yönetim/iş süreci fikirlerinin, hem de yeni ürünlerin ortaya çıkmasında önemli bir etkendir. Genelde yapının despotik olup olmadığı olağan genel kurulu toplantısından bile belli olur. O nedenle mutlaka yıllık genel kurullara katılmanızı tavsiye ederim. Yatırım yapmasanız bile 1 lot hisse ile katılabileceğiniz bir olay bu. Ayrıca kafanızdaki soruları da rahatlıkla sorabileceğiniz bir ortam.

Genellikle yönetim kapasitesi anlamında en yetkin şirketler ekip olarak belirli kişilik özelliklerine sahiptir. Yönetim ekibinin kişiliği bazen benzersiz, bazı, ilginç yollar için faydalı olabileceği gibi tersi durumda yapılması gereken acil müdahaleleri bile engelleyici bir durum yaratabilir. Girişimci yaklaşıma sahip yönetimler daha çok yanılsalar da genelde diğerlerine göre daha hızlı büyürler.

Despotik yönetime sahip şirketler faaliyet gösterdiği alan ne olursa olsun dünyanın her zamankinden daha hızlı değiştiğinin farkına varma konusunda genelde eksiktirler. Girişimciler ise dünyaya daha uyumlu hareket edebilirler. Bu da periyodik kontrolleri ve gözden geçirilmesi gereken sorunları ki hatta çoğu zaman sorun bile olmayan yerlerde daha iyi yolların aranmasına yol açabilir. Yatırım yapmadan önce şirketlerde CEO ve ekibi değişimi o nedenle her zaman çok kritiktir.(İyi bir değişim örneği olarak Kords örneği verilebilir)

5. Genç işçiler de dahil olmak üzere her seviyedeki çalışanın aslında şirket bağlılığı farklıdır. Bunda kuşak etkisi de mevcut. Ebeveynlerimiz1960-1970 arası doğanlar şirketlere dağa bağlı iken  bizim nesil örneğin o kadar değil. Z kuşağı da görünen o ki bizden de daha az bağlı. Her kuşağın kendine göre bu şirkette çalışmasının onun için iyi bir yer olduğuna inanmaları gerekiyor. Bu da gerçek, gerçekçi, bilinçli ve sürekli bir çaba ile hedef gösterilmesi gerektiği anlamına geliyor. Çalışanlar saygı ve haysiyetle muamele görmelidir. O nedenle genellikle çalışan iş bırakmalarını ve şirketlerin bu süreçleri nasıl yönettiğini çok yakından takip ederim. Sendikasyon zam görüşmeleri tutanakları şirket yönetiminin çalışanlarına nasıl davrandığını görmek adına özellikle okunması gereken dökümanlar arasındadır. Yine şirketlerin bağlılık programları ile yaptıkları organizasyonları yakından takip etmek gerekir. (Şişe grubu bu konuda başarılı buluyorum, Borsaya açık olmayan Arkas Holdingi de.)

6. Yönetim, şirketin sağlam büyümesi için gerekli disiplinlere boyun eğmeye istekli olmalıdır . Büyüme, gelecekteki değerli iyileştirmelerin temelini atmak için mevcut kârlardan bazı fedakârlıkların yapılmasını gerektirir. Bunu şöyle açıklamak istiyorum önceki maddeye bir düzeltme yapmak için. Enflasyonun %10 olduğu bir yerde %25 işçi zam istiyor şirket vermiyor ne kötü aaa demeyin diye. Şirket gerçekçi yönetilmeli. Aynı karar yatırımlar için de verilmeli. Gerçekçi hedefler koyarak yatırım yapılmalı, bu süreç şeffaf olmalı. (Durdo’daki gibi mesela son anda karar değiştirilmemeli)

Şirketleri Değerlendirme Aşamasında İşletme Temelli Kriterler

1. Her ne kadar yöneticiler yeni yatırım kararlarını açıklarken genellikle özkaynak kârlılığına büyük güven duysalar da, yatırımcılar için özellikle tarihsel maliyetlerini içeren eski varlıkların şirketin performansının karşılaştırmasını da bozduğunun farkında olmalıdır. Eski malzemeler ile yapılan karlılık tam olarak gerçeği yansıtamıyor olabilir. Birkaç daha ucuza yapılmış modernizasyon belki hepsini çöpe atıp yenisini yapmak kadar faydalı olabilir, veya daha fiyat/performanslı.

Diğer bir konu ise yapılan yatırım sonrası(bitmiş haliyle) satış gelirlerinin olumlu gözükmesi özellikle faturalandırma zamanlarındaki farklılıklara istinaden enflasyonist bir ortamda iseniz(Türkiye gibi) sizi yanıltabilir. Bunun için enflasyondan arındırmak veya döviz bazlı değerlendirme yapmak yatırım kararının doğruluğu ve güvenirliği anlamında önemli bir gösterge olacaktır.

2. Yüksek kar marjları her zaman rekabeti çeker ve rekabet de zamanla istisnasız şekilde kâr marjlarını aşındırır. Rekabeti sessiz tutmanın en iyi yolu patentlerdir.(Ege Endüstri gibi). Marjları törpüleyecek potansiyel bir aday için hiçbir teşvik edici ortam kalmayana dek verimli çalışmak ve köşeleri kapmak önemli bir marj koruyucu etki yaratır.(Ciner Soda Külü işlerine girene kadar Soda gibi)

3. Yatırım ölçeğinin etkinliği genellikle orta düzey yöneticilerin bürokratik katmanlarının verimsizliği ile telafi edilmektedir. Ancak, iyi yönetilen bir şirkette, sektördeki liderlik pozisyonu yatırımcılar için cazip olması gereken güçlü bir rekabet avantajı yaratır. Ne demek istiyorum. Bir aptalın bile başarılı olabileceği iş modelleri genelde rekabet avantajlarını sürdürür ve iyi bir yönetici piyangosu ile şirket bambaşka noktalara gelebilir. (1980’lerde Coca Cola Örneği gibi)

4. Yeni bir ürün için pazara ulaşmak ilk olma yolunda önemli bir adımdır. Önce oraya gitmek için daha hazırlıklı bazı şirketler var. Bunlar da işlevsel olarak değerlendirdiğimiz, müşteri odaklı pazara uyum sağlayabilen şirketlerdir. İlk kez satışa sunulan ve piyasaya yeni giren şirketler bu pazarda tutunmaya çalışırken her iki tarafta da yer alan(yani marka bilinirliği olup kendini geliştirip yeni ürün çıkaran şirketler/belki sadece kopyalayan bile olabilir) çok daha avantajlı durumdadırlar. (Snapchat özelliklerini kullanıma açan instagram/facebook gibi)

5. Ürünler etrafına hendekler açılmış bir kale değildir. Bu biraz canınızı sıkacak biliyorum ama Tüketici genellikle cebindeki paraya göre en çok fayda sağlamaya bakar. Özellikle bizim gibi enflasyonist ülkelerde. Bu para için rekabet her zaman olacaktır. O nedenle rekabet ortamı olan bir sektörde fiyatlar söz konusu olduğunda, düşük maliyetli, yüksek kar marjlı, iyi yönetilen şirketlerde bile çekiciliğini kaybedebilecek ürünler olabilir. Piyasanın yönüne iyi bakmak gerekir. ( Özellikle inovasyona açık sektörler buna örnek olabilir, yoksa Henry Ford araba yapmak yerine daha hızlı atlar üretirdi düşündüğünüz gibi olsaydı)

6. Güçlü bir konuma sahip rakiplerin bulunduğu pazarlara yeni ve üstün ürünler sunmak zordur. Ama imkansız değil. Yeni gelen kişi üretimini, pazarlama yapısını ve rekabetçilik konusundaki itibarını geliştirdikçe, mevcut rakipler tehdit altındaki pazar payını yeniden kazanmak için güçlü savunma önlemleri alabilirler. Tabi dünyanın gelişimine açıklarsa yoksa uber’in gelişiyle yok olan Hertz gibi hiçbir şey yapmadan yok oluşa adım adım ilerleyeceklerdir .Yenilikçiler, örneğin elektronik ve ilaç sektörleri gibi teknoloji disiplinlerini mevcut rekabet kabiliyetlerine yeni bir şekilde birleştirirlerse yıkıcı inavasyon gücü ile daha başarılı olma şansına sahip olacaklardır.

7. Teknoloji, sektördeki liderliğe giden yoldan başka bir şey değildir. Basitçe bir franchise’ı geliştirmek ve hizmette mükemmellik elde etmeye çalışmak başka bir şey; sistemi tamamen revize edip ilerleme kat etmeye çalışmak(ar-ge)  bambaşka bir şeydir. Burada durum ne olursa olsun, sağlam temelli bir yatırım için kurulu pazarları potansiyel rakiplere karşı güçlü bir şekilde savunmak çok önemlidir. Gerekirse rakiplere ortak olmak bile sürdürülebilirlik anlamında önemli bir hamledir. Bunun için işletmenin bu tür hareket kabiliyetlerine yatkınlığı önemlidir.

Sabit Gelirli’nin Son Karar Aşaması Kontrol Listesi

1. Yoruldunuz mu? Yorulmayın. Vakit var.
  • “Başladığımızda, bu modern psikolojik kanıtı yorgun olduğunuzda çok önemli kararlar almamanız gerektiği ve çok zor kararlar vermenin yorucu olduğunu bilmiyorduk…. Warren’ın yorgunken verdiği önemli bir kararı hatırlayamıyorum. ” –Charlie Munger
2. Bu yatırım kararını piyasa kapalıyken mi verdiniz, yoksa açıkken mi? Kapalı iken verin! Böylece mevcut fiyat hareketleri kararınızı etkilemez değil mi?
  • “Karar öncesi iyi bir uyku” satın almadan / satmadan önce için sade ve etkili bir tavsiye.
3. Yeterli iş yaptınız mı ve bunun yetkinlik çemberiniz dahilinde olduğundan emin misiniz?
  • “Anladığımızı zannetmediğimiz hiçbir şeyi asla satın almayacağız. Anlayış tanımımız, işletmenin 10 yıl içinde nerede olacağını  değerlendirmek için makul bir olasılığımız olduğunu düşünürüz. ” –Warren Buffett
4. Bilanço, şirketin en zorlu ekonomik ortamlara bile dayanabilmesini – ve umarım faydalanabilmesini – sağlamak için yeterince güven veriyor mu?
5. Yönetim ekibi, ortaklık kurmak istediğiniz insanlardan mı oluşuyor ve çıkarları açıkça ilgi alanlarınızla/beklentilerinizle uyumlu mu? Sevmediğin ama hayran kaldığın insanlarla iş ortağı olmaya değmez ve sürdürdükleri işletmenin sahibi olarak esasen onların ortağısın. Yani onlara bağımlısın. Yatırım yapmadan önce onlara bağımlı olmak seni rahatsız ediyor mu?
6. Bu iyi bir iş mi?
  • Her iş mutlaka uzun vadeli “bileşik” bir iş türü olmak zorunda değildir, ancak mutlaka müşterileri için gerçek değer sağlamalıdır. Yani tarafların hepsi Kazan-Kazan sistemi ile yol almalıdır. (müşteriler, tedarikçiler, çalışanlar, sahipler, düzenleyiciler ve topluluk).
  • Kazan-kazan sistemi şefkatli bir sosyal sorumluluk projesi gibidir. Herhangi bir kuruluşun sürdürülebilirliği de yine nihayetinde ilişkili taraflarla kazan-kazan ortaklığı sağlamaya dayanır. Başka herhangi bir tür birliktelik, sonunda düzeltilmesi gereken yoksa ölümcül bir hataya yol açacak bir ameliyat operasyonuna benzer. Sabit olun, sabırlı olun, nazik olun. 
7.  Korunma’nın(Hedge/Hendek) olumsuz etkilediği zamanlar var mı? 
  • Sağlam bir kar marjına sahip (yatırım giderleri nedeniyle geçici olarak gizlenmiş olsa bile) kazanç gücüne sahip bir işin içinde yer alan bir şirket için net varlık değerine yakın ödeme yapmak hele ki döngüsel bir iş alanında(inşaat, otomotiv vb.) alanda çalışıyor ise tehlikeli olabilir. Birkaç yıl sürecek bir durgunlukta aldığınız şirketin aynı yerde durması bile enflasyonist ortamda sizden maddi götürüde bulunacaktır.
  • Sektörde köşeyi tutmuş olduğuna inanmak zaman zaman kendini geliştirmenin önüne geçebilir. Bu yeni bir inovatif yaklaşım ile tüm sektörün elinizden kayıp gidişini görmenizden başka bir yola çıkmayacaktır.
  • Şirketin net kar marjını sağlayan etrafına oluşturduğu hendeğin büyüklüğü değil aslında hendeğin yönü çok daha önemlidir. Basit bir örnek vermek gerekirse yerli para birimine karşı koruma sağladığını düşündüğünüz ihracatçı şirket, tek bir ülkeye ihracat yapıyor olabilir. Veya tek bir para birimine göre kar yaratıyor olabilir. Basit bir senaryoda tek ülke ile bozulan işler ve ambargo veya o ülkenin para biriminin hızlıca devalüasyona uğraması beklenen koruma yerine negatif etki yaratabilir. Hendeğin yönü büyüklüğünden çok daha önemlidir. Hele ki doğru yönde büyüyorsa. Unutmayın.
    • “Bu hendek ve genişliğini koruyabilme yeteneği ve büyük bir işletmenin temel kriteri olarak geçilmesinin imkansızlığı açısından düşünüyoruz. Ayrıca yöneticilerimize hendeklerin her yıl genişlemesini istediğimizi söylüyoruz. ” –Warren Buffett
    • “Bence hendek genişletmek hendek genişliğinden daha önemli . Herkes bir şirketin hendeğine saldırıyor, bu yüzden soru ne kadar geniş olduğu değil, rakiplerin doldurduğundan daha hızlı bir şekilde genişleyip genişlemediği. Yenilik bir hendek açma fikrinin merkezinde yer alıyor. ” –Rob Vinall
  • Böyle bir hendeğe sahip şirketler genelde fiyatlamaya hendek dahil fiyatlanır. Yani yatırım yapmadan önce bu tip şirketler için adil fiyat ödemek çoğu zaman zordur. Genellikle bu güvenlikli oluşları yatırımcıların ilgisini çeker. Aynı sizin çektiği gibi. Ve vermeniz gereken fiyatlamadan daha fazla bir bedel ödemenize neden olabilir. Olası olumsuzluklar ile hendeğin darmaduman olması ile(örneğin birkaç yıldır soda şirketi) sizi epey zorlayıcı olabilir. Ödenen fiyat büyük ölçüde hendek büyüklüğüne ve bu hendek içindeki yeniden yatırım beklentilerine dayalı bir karar birleşimi olacaktır (yani belirli bir süre için yüksek oranlarda yatırım bedeli gereksinimi).
  • Ve bir karar kaliteyi isterken, büyük resmin açık görünmesii gerektiğini unutmayın. “İyi bir kayda sahip olmamızın bir nedeni, kolay olan şeyleri seçmemizdir. Diğer insanlar, gerçekten zor olan şeyleri üstlenebilecek kadar akıllı olduklarını düşünüyorlar. Bu daha tehlikeli olduğunu kanıtlıyor. Kurnaz olmalısın ve çok sabırlı olmalısın. Ödediğiniz fiyata kolay bir şey gelene kadar beklemeniz gerekiyor. ” –Charlie Munger
8. Fiyat vs değeri:
  • Olumsuz senaryo’ya göre aldığım risk en az üç kat daha fazla mı? (örneğin, en kötü durum senaryosunun olumsuz tarafı% 50 ise, en az% 150 [2.5x getiri] tersine ihtiyacım var.)
  • Bence bu yatırımın 3-5 yıl içinde iki katına çıkması muhtemel mi? (~% 15-26 IRR)
  • Ve eğer yanılıyorsam, paramın tersine, benim dezavantajımın bir çift için 10 yıl beklemesi olasılığı yüksek mi (büyüyen iyi bir iş mi)? (~% 7 IRR)
  • Yatırım kararı verirken daha uzun vadeli tutabiliyorsanız; olumsuz durumunuzun çok sınırlı olduğu bazı durumlar olabilir, ancak beklenen IRR 2-3 yıl boyunca daha uzun yerine% 15 olsa bile, yine de faydalı olabilir. (örn. son derece yüksek bir güven ile uzun vadede ödeyecek paranız da varsa BH gibi şirketleri satın almak defter değerinin altına indirim ile satın almak mümkün olabilir./ Türk borsasından örnek vermem SPK gereği doğru olmazdı siz gerekli araştırmaları yaparsınız)
  • Bir yatırımcı olarak sahip olabileceğiniz başlıca avantajlardan biri, şirket değerini hesaplamayı daha kısa vadeli düşünmenin aksine 5-10 yıl gibi sürede ne olur diye aramak ve bu değeri bugünkü fiyatla karşılaştırmaktır.(İNA yöntemi)
9. Bu işin yatırım yapmadan önce; bundan 10 yıl sonra şimdiye göre çok daha fazla para kazanacağı neredeyse kesin mi ve zorlu ekonomik bir ortamda uzun vadeli değerini artırabilir mi? (örneğin yeni şirketler satın alarak, daha zayıf rakiplerden iş alarak, daha zayıf müşterilere ve tedarikçilere iyi ilişkiler kurup uzun vadeli güven vb. oluşturmak için)
  • 10 yıl sonra bu şirketin daha fazla değer kazanması finansal anlamda temel olarak şunlara bağlıdır.  Ve hepsinin düzenli olması istenir.
    • Nakit Akışı (Sürdürülebilir Kazanç Gücü)
    • Büyüme (Yeniden Yatırım Fırsatları)
    • Esneklik (hisse senedinin düşüşe geçmesine rağmen, yüksek enflasyon da dahil olmak üzere zorlu ortamlarda iş avantajından yararlanma yeteneği)
    • Marka bilinirliği
    • Fiyat avantajı
10. Bunu sadece bir hisse senedi olarak değil, bir işletme olarak mı görüyorum? İşletmeyi doğrudan satın alma ve yönetimi elinde tutma fikrini mi alıyorum?
  • “[Charlie ve ben] hisse senedinin yaptıklarına göre kendimizi daha zengin ya da fakir olarak görmüyoruz. İşin yaptıklarına göre daha zengin veya daha fakir hissediyoruz. ” –Warren Buffett
11. Durumumu uygun şekilde konumlandırıyor muyum?
  • Portföyünüzü en iyi fikirlerinize yoğunlaştırmanız gerekirken, Howard Marks’ın bir atlı yarışla ilgili hikayesini unutmamanız gerekir. Bu kesin bir şey gibi görünmüyordu, çünkü at çitleri atladı ve yarış bitmedi… Bazen beklenmedik şeyler olur ve hepsinin nasıl geldiğini görmezsiniz.Her zaman, her şey düşündüğünüzden daha da kötüleşebilir.
    • Marks hikayesi,“Babamın düzenli olarak kaybeden kumarbazlık hakkındaki hikayesini anlatıyorum. Bir gün içinde sadece bir atın bulunduğu bir yarış olduğunu duydu. Tam da bu yüzden kira parasının tamamını bahse girdi. Parkurun ortasında, at çitin üzerinden atladı ve… Ve kaçtı. Her zaman işler insanların beklediğinden daha kötü olabilir. Belki ‘en kötü durum’, ‘geçmişte gördüğümüz en kötü durum’ anlamına gelir. Ancak bu, gelecekte şeylerin daha kötü olamayacağı anlamına gelmez.
  • Ve özellikle şirketi 6 aydan daha az bir süredir takip ediyorsanız, ilk başta bir pozisyonun sadece 1 / 3’ünü satın almak kötü bir fikir olmayabilir.(çoğu zaman beceremesem de)
12. FOMO yok, batık maliyet yok ve can sıkıntısından kurtulmak yok.
  • İyi olduğunu düşündüğünüz birçok şeyi izlemeye istekli olmalısınız, ancak iyi performans göstermeye ve kayıtsız kalmaya devam edin; Bu oyunun bir parçası. Bazı şeyler yükseldiği gibi düşebilir de. Tabi tersi de olabilir. Sakinliğini koru.
  • Bir şeye zaman ve çaba harcamanın, ona yatırım yapma isteğini etkilemesine izin veremezsin – hoşunuza gitmeyen bir şey görür görmez, nihai sonuca eşit olarak yürümeye ve ilerlemeye hazır ol.
  • Ve her zaman yatırım yapmadan önce  risklerinizi hesaplayın. Herhangi bir şeye yatırım yapmadan önce yapılması gereken ilk iş fırsat maliyeti dahil riskleri hesaplamaktır. Aynı süreçte yükselen birçok başka şeyi özleyeceğinin farkına varmalısın.
  • Peki, yapılması gereken hesaplamayı yaptınız mı? Ve sadece  bu işlemi yaptınız diye işlerin tam oturmayıp yolunda gitmediğinden emin misin?
  • Unutma! Büyük yatırımcılar ya yapacak çok az şeyleri olduğunda (bir şeyler yapma zorunluluğu sendromu) ya da çok fazla paraları olduğunda hata yapmışlardır. Yatırım yapmadan önce  disiplinli kalmalı ve uzun sürdüğü sürece sabırlı olmalısın.

Son Söz

Blogda son zamanlarda aldığım tüm olumlu geri bildirimler için teşekkür ederim. Bu yazıda bir şirkete yatırım yapmadan önce karar aşamasında; birçoğunuzun f/k, pd/dd, cari oran, likidite oranı, zart rasyosu, zurt bilmemnesi beklediğinizi ve buraya kadar geldiğinizin farkındayım. Bunları benden öğrenmek yerine çok daha iyi bilen ve hakim arkadaşlardan öğrenin derim. Mesela Mustafa’dan. Veya teknik analiz konularını İbrahim’den. Ben size bakış açısı olarak ben bunlara dikkat ediyorum, bunları önemsiyorum. İsterseniz siz de bunlara bakabilirsiniz, şirkete fiyat veya sayılar olarak değil bir organizasyon, bir iş, bir değişken canlı olarak bakın demek istedim bu yazımda. Umarım bu içerik sizin için faydalı olur. 

Okuduğunuz için teşekkür ederim. Saygılarımla.

Sabit Gelirli

2 Replies to “Kontrol Listesi : Yatırım Yapmadan Önce Neler Sormalısınız?”

  1. Merhaba, oldukça emek vermiş olduğunuz bu içerik için teşekkürler, elinize sağlık. Çok değerli bilgiler olmakla birlikte, bu bilgi ve değerlendirmelere sizin de satır arasında belirttiğiniz gibi kaliteli fonlar ancak yapabilir diye düşünüyorum. Küçük yatırımcılar olarak, yatırıma yönlendireceğimiz 3-5 kuruşumuz için bu kadar analiz yapmak biraz orantısız güç uygulamak gibi geldi bana ne dersiniz 🙂

    1. Fatih Bey çok teşekkür ederim nazik mesajınız için. Gerçekten söylemem gerekir ki; aslında o kadar değil, yani yapılabileceğini biliyorum. Sevmek lazım biraz araştırmayı. Biraz takip, ilgi istemek ile ilgili. Dişinizden tırnağınızdan artırıp yaptığınız tasarruf tutarı yıllık maaşınız ise ömrünüzden bir seneyi yatırdınız demektir. o para fon için çok küçük olabilir. Önemsemeyedebilir. Fon dünyasında da bir sürü rezil iş dönüyor. Kimse size gel ben sana karşılıksız çok para kazandırayım demez. O nedenle yine ayakların yere basarak elinizden geldiğince bu konulara bakmanız faydalı olabilir. Linkedin’de paylaşım takip etme, genel kurullara katılma ve açıkça bu toplantılarda şirket yönetimini sıkıştırmaya bakıyor. Korkmamak lazım. Sonuçta paranızın hesabını soruyorsunuz tabi saygı çerçevesinde.

Blogu Takip Etmeyi Unutmayın!